Geri dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geri dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2015

GERİ DÖNÜŞÜMÜN DİBİ


Daha önce de paylaşmıştım. En sevdiğin işlerin başında yeniden değerlendirme geliyor.  Bazen  çöp ev olmayalım diye;  değerlendirmek üzere sakladığım malzemeleri   doğrudan geri dönüşüme göndermem  gerekiyor.

Çikolata ve pastalardan, hediye paketlerinden çıkan kurdeleleri saklar mısınız?  Bende de birikmiş bir sürü var. Yıkadım ütüledim.

Geri dönüştürülmüş kurdelelerle, geri dönüştürdüğüm pet şişeyi kaplayarak, geri dönüştürülecek kapaklara kap yaptım.
 













 
Geri dönüşümün dibi.....

26 Şubat 2015

DOKUMA TEZGAHINDAN RESİM ÇERÇEVESİNE


Suluhan, Ankara’lı elişi seven okurların çok iyi bildikleri tarihi bir han.  Her çeşit elişi malzemesini satan dükkanlarla çevrili, avlulu,  iki katlı bu tarihi han;  benim de vakit buldukça; bir şey almasam da sadece bakmak için bile gidip; severek  dolaştığım bir yer.

Geçtiğimiz hafta yolum düştü. Dolaşırken kapının hemen yanındaki  bir satıcının,  üzerinde çiviler çakılı dokuma tezgahlarından farklı boylarda sattığını görür görmez atladım. Dokuma işi beni aşar. Kuzuş’a bir takı askılığı yapmak fikri ile;  50 x 100 cm olan bir tanesini aldım. Omuzuma astım. Başka alışverişlerimde olduğu için;  omuzumda çivili tezgah ile biraz dolaştım.  İnsanlar,   bir omuzunda çivili bir tezgah ile dolaşırken biraz tuhaf baktılar ama; aldırmadım. Herhalde sokakta kendine göre bir önlem almış diye düşünmüşlerdir.

Eve geldim. Kuzuş’a yapmayı düşündüğüm  takı askılığını tarif ettim. Sanki pek kafasına yatmadı. O böyle ağaç dallarından bir şey istiyormuş.  "İyi o zaman,  ben de bunu hareketli resim panosu yaparım” dedim. Zaten ne zamandır salondaki konsolun üstüne resimleri değiştirerek asabileceğim bir pano yapma fikrim vardı. Çerçevenin arkasına  beyaz  bir tel çaktık evin diğer reisi ile. Griye boyadım. Aslında eskitme yapmak istiyordum ama, onun için mumlama yapmak  gerekiyordu sanırım. O aşamayı atlamışım. Biraz zımpara ile altındaki beyaz rengi çıkarmaya çalıştım. Nylon ipi uzun kenara paralel, ince kurdeleyi   çapraz  olarak çivilere  bağladım. Konsolun üstüne koydum. Resimleri asmaya başladım. Küçük mandallar bu iş için ideal. Ataş da olabilir. Bu yılın anı resimleri bu çerçevede yerlerini almaya başladı.

Neredeeeen nereye....
 
 










 
 
 



 
Yaşasın dönüşüm....

12 Şubat 2015

MUTFAK DOLABINDAN ELİŞİ KÖŞESİNE (ÖNCESİ- SONRASI)


Yılbaşı mesajından sonra hiçbir paylaşım yapamadım. Bilinen sebepler. Yoğun tempo, yeni işler vs... Şikayet yok. Sağlık olsun....

Çamaşır odası, elişi odası, ütü odası, maç zamanları ikinci TV odası, misafir yatak odası olarak kullanılan küçük bir çatı katı odamız var. Aslında oda demek ne derece doğru bilemiyorum. Önünde küçük bir teras var. Kapısı yok. Merdivenden doğrudan odaya çıkılıyor. Evimizi tadilat yaparken,  merdiven boşluğu tarafına duvar yapmak istememiştim.   İlk  yazımda  bahsettiğim, elişi yapmak için yaptığım  düzenlemeden bu yana;  öyle köklü bir değişiklik yapmamıştık. Çatı katında,  evin diğer reisi tarafından yapılan kütüphane, bacanın arkasında Kuzuş’un bir türlü vazgeçemediği oyuncaklarının durduğu bir dolap, açılır kanepe, iki koltuk, rahmetli anneceğimden kalan dikiş makinam, saksılar, çamaşır kurutma teli, bir çalışma masası var. Bir çok amaç için kullanıldığı için genellikle çok karışık bir mekan. Miktarı her geçen gün artan elişi malzemelerine koyacak yer olmadığı için, zaten karışık olan mekan iyice karışıyor. İnsanın gözünü yoran bir manzara çıkıyordu.  Terzi kendi söküğünü  dikemiyor işte. Ya da genellemeyeyim. Ben dikemiyorum.  

İki , üç ay kadar önce, evlerinde tadilat yaptıran arkadaşlarımız mutfağı değiştirmek istedikleri için, eski mutfak dolaplarını söktürdüler. O an,  bu iyi durumdaki dolaplardan çatıda bir elişi köşesi yapmak fikri aklıma geldi. Bazı dolapları eve getirdim. Önce  terasın karşısındaki duvara , epeyce uzun bir tezgah, alt ve üst dolaplar olarak bir düzenleme yapmak istedim.  Bir sürü dolabı,  evin diğer reisine yukarı taşıttım. (Ben de yardım ettim canım. O kadar insafsız değilim). Sonra çok kalabalık olacağını düşünerek vazgeçtim. Üzerinde eski tüplü TV ‘nin bulunduğu,  eşimin aile yadigarı konsolun bulunduğu nişi değerlendirmeye karar verdim. Fazla dolapları geri aşağı indirdik. Dolapların rengi çok koyu olduğu için önce boyadım. Boyamadan önce kulp ve kapak menteşelerini çıkardım. Havalar çok soğuk olduğu için epeyce zor oldu. Önce astar sürüp;  üzerine iki kat boya uyguladım. İçerde koku yapmasın diye terasta boyadım. Aslında, önceki  mutfakta üst dolap olan dar dolapları,  alt dolap yaptım. (Üst dolapların derinliği az olduğu için, tezgah masa gibi olsun istedim)  Üç tanesinin uzunluğu nişin uzunluğuna yakındı (180 cm). Eşim kenarda ve altta boşluk kalacak şekilde  bu üç dolabı astı. Aklıma esenleri yaparken, hiç söylenmeden yapan evin diğer reisine buradan sonsuz teşekkürler. Burada bir çırpıda anlatıyorum ama; tabii ki ancak; işten kalan boş zamanlarda yapılabildi bu işler.   Bir tane dikey, uzun üst dolabı da yatay çevirerek astık. Kapağı artık soldan sağa değil, aşağıdan yukarıya açılıyor.  Üzerine geniş bir ahşap tezgah istiyordum.  İkea’dan alacakken, morangoz Hasan Ustamızda merdiven imalatından  kalan bir plaka olduğunu öğrendik. Mevcut nişin uzunluğunda kestirip, dolabın üzerine yerleştirdik. Evde kullanılmayan bir İKEA rafını da  dolabı tamamlayıcı olarak üste taktık. Konsolun ve kanepenin de yerini değiştirip; kütüphane bölümünü de biraz düzenledim.

Bazı eksikler var. Resimler asılmadı. Masa lambası yerleştirilmedi. Bir ara tamamlanacak umarım. Zor kısmı bitti.
Son derece ekonomik, emek yoğun bir elişi köşem oldu. Olmuş mu?


















 
 
 







Oyuncak dolabının olduğu köşe


Daha önce evin reisi tarafından yapılmış olan çatı şekline uygun basamaklı kütüphane












Yaşasın geri dönüşüm...











7 Temmuz 2014

MÜZİK KUTUSU

.
Bu kutu kapağı açılınca hoş melodiler çalan bir müzik kutusu değil. Kuzuş’un yığın halinde duran notalarını kayabileceği bir kutu. Yine bir geri dönüşüm. Elbette bir sürü para verip,  uzun ömürlü, çok şık saklama kutularından bir tane alınabilir ama; benim tercihim o değil. Yine bir Paşabahçe kutusu idi. Şu yazım da bu kutuların konduğu kağıt poşetten yaptığım geri dönüşüm çantasını anlatmıştım. Kağıttan olan o  çanta artık yok. Yerine başka bir kutu koydum. Ama ben bu değişiklikleri seviyorum.

Kapağını kestiğim kutuya doğrudan nota kağıtlarının fazlaları ile dekupaj yaptım.. Üstüne ve köşelerine biraz damga ve son kat vernik. Aslında kutuyu önce beyaza boyasam iyi olacaktı ama; altından çıkan siyahlık bir eskilik hissi  verdi sanki.  Aslında aradığım buydu. Oldukça da sağlam oldu.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yaşasın geri dönüşüm...

28 Ocak 2014

MANTI KUTUSU SÜSLEME

Ben bu geri dönüşüm işini çok seviyorum. İnsanlar yaşlandıkça yoğurt kutusu saklama konusunda daha istekli olurlarmış. Yaşlanıyor muyum ne? Belki lazım olur diye, teneke, karton kutuları, cam şişeleri atamaz oldum. Plastik olanları saklamak istemesem de; onları bile saklıyorum. Zaten nereye yok olacaklar. Milyonlarca yıl yok olmazlar.
Mantı yemeyi hemen  hemen herkes sever. Her zaman evde yapmak mümkün olmuyor. Alışveriş yaptığımız bir markette mantıyı koydukları siyah, üstü şeffaf kutuyu çok beğendim. Kenarında etiket yapıştırıldığı için leke vardı. Orayı kapatarak başladım. Kesme makinasında bazı çiçekler ve kenar süsleri kestim. Şeffaf kısmın kenarını kabartmalı tekstil boyası ile süsledim.  Bu canlı sarıyı sevdim. Vakit olsa evdeki tüm kutuları böyle kaplayabilirim.
 





 
 
Çöp ev olmayalım da.....
 

17 Ocak 2014

ÇİKOLATA KUTUSUNDAN KIŞ ÇERÇEVESİ

Scrapbook  son zamanlardaki favori elişlerimden. İnceliklerini internetten öğrenmeye çalışıyorum. Bir de Shadow Box (Gölge Kutusu diyebiliriz) denilen; bunların 3 boyutlu çerçeveler içerisinde yerleştirilerek yapılanları var. Daha fazla 3 boyutlu obje konulabiliyor. Çerçeve olarak asılıyor. İnsan bakmaya doyamıyor. Aslında hazır satılan 3 boyutlu çerçevelerden alarak da yapabilirdim ama; ben geri dönüştürmeyi seviyorum.

Başlangıçta elimde bir çikolata kutusu, kartonlar, bir parça fotoblok, fimo hamuru, strafor küre (bir tane idi)  ve kızımın küçüklüğündeki kış temalı bir pastanın üzerinden kalan pasta süsleri olan çam ve kayakçı maketleri , ambalaj kenarlarından kalan beyaz köpük (strafor)  vardı.

Önce kutunun kapağını oydum. Kenar renkleri güzel bir kırmızı idi. Ona dokunmadım. Oyduğum çerçeveyi beyaz bir kağıtla kapladım.  Aslında bu kaplama işi başlı başına bir kendin yap konusu. Kutu kare gibi görünse de biraz yamuk olduğu için ayrı bir uğraş gerektirdi. Ancak; kısaca şöyle söyleyebilirim. Önce yapıştırma payı bırakacak şekilde içini oyup, kenarları da yapıştırma payı bırakıp kesmek şeklinde bir yöntem izledim.  Fotoğrafı (10x 15 cm) fotoblok üzerine yapıştırdım. Fotoblok etrafına bir damga mürekkebi ile renk yaptım. Bu kağıdı dümdüz olmaktan kurtarıyor. Derinlik veriyor.

Kutunun içi çok güzel bir yaldız kağıt kaplı idi. Ama fotoğrafın renklerini öldüreceği için; etrafında çerçeve bırakacak şekilde, siyah bir karton yapıştırdım. Arkasına bakan olmayacak ama; bu üç boyutlu çerçeveleri konsol üzerinde asmadan kullanmak mümkün . Hoş görünsün diye arkasına yaldızlı bir ambalaj kağıdı (evdeki biriktirilmiş hediye ambalaj kartonlarından) yapıştırdım. Kenarları ile uğraşmayınca bu iş kolay oldu. Ambalaj kâğıdındaki etiket izini de bir kalp ile kapattım.

Kardan adama gelince; altı için köpük strafor kullandım. Başı ve şapkasını fimo hamurundan yaptım. Kürdan ile birleştirdim. Süpürgesi evdeki çalı süpürgesi uçlarından.  Şapkasını siyah kartondan  yaptım. Bazen kızım okulda öğrendikleri için bunlar benim ne işe yarayacak diye sorar. İlkokulda silindir yapmayı öğrenmeseydik; kardan adamın melon şapkasını nasıl yapacaktık. Öğrenmekten zarar gelmez yani.

Aslında atkısını önce mavi renk ile ördüm. Ama biraz eni fazla geldi. Yeniden turuncu  ve daha dar ördüm. Düğmeleri başlıklı toplu iğne ile gövdeye sabitledim.

Çerçevenin alt iç kısmına strafor köpükten  bir altlık yaptım. O da kar gibi görüyor zaten. Çamları köpüğe batırdım. Kayakçı ve kardan adamı silikonla yapıştırdım.

Kardan adamları, kayağı seviyoruz ama; güneşi de bekliyoruz değil mi?








 









































 
 
Çerçeve, kızımın odasında, kışın yaz hayali, yazın kış hayali olarak yerini aldı.
Güneşli günler.....