Dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2013

DOĞUM GÜNÜ SÜSLERİ-4


Çok severek yaptığım doğum günü süslerini paylaşmaya devam.  Bu kez,  kardeş kadar yakın bir yakınım için (kardeş eşi,) Paris temalı sürpriz bir doğum günü hazırladık Kuzuş ile birlikte. Okullar henüz tatildi. O da bu işleri çok seviyor. Onun genç, yorulmamış, Z kuşağı fikirlerinden yararlanıyorum. Bazen o hayal ediyor, ben yapıyorum. Bazen beraber hayal ediyoruz. Biz bu işten çok zevk alıyoruz. Eve yemek için davet ettiğimiz yakınımız, kendisi için hazırlanmış süsleri görünce çok şaşırdı, mutlu oldu, duygulandı. Güzel bir akşam geçirdik. Aslında bir gün yaşlandığımızda, sevdiklerimizle geçirdiğimiz bu güzel anlar, anılar kalacak hafızamızda sanırım. En azından ben öyle hayal ediyorum.  Onun için sevdiklerimize değer verdiğimizi, çok basit, küçük şey şeylerle ifade edebiliriz gibi geliyor bana. Biliyorum yanılıyor muyum?

Tema renleri olarak siyah, pembe ve beyaz seçmiştik. Paris siluetli bir pano hazırladık. Pano üzerine sanki gökyüzüne havai fişeklerle yazı yazılıyormuş gibi simler yapıştırdık.  Paris siluetli peçete halkaları kestik. Ortaya bir çiçek buketi ve pembe bir Eiffel kulesi maketi yaptık. Şeker hamuru süslemeli kekleri Kuzuş yaptı. Yaparken de çok eğlendi. Sadece beyaz ve siyah şeker hamuru almıştık. Kuzuş, diğer renkleri gıda boyası koyarak hazırladı.





 
Birlikte nice mutlu yıllar....

6 Nisan 2012

KAĞIT KIVIRMA

Uzmanlar Türkçe'nin öğrenmesi zor bir dil olduğunu söylüyor. Bence haklılar.  Örneğin kıvırma  sözcüğü ne kadar ilginç; insana birkaç şey hatırlatıyor. Birisi dans figürü olarak kıvırma; diğeri benim hiç sevmediğim bir davranış biçimi olarak kıvırma, lafı evirip çevirip, gerçek konudan uzaklaştırmak, olayı saptırmak (ne söyleyeceksek, doğrudan söyleyelim değil mi?); bir diğeri yuvarlayarak çevirme hareketi.
Aslında bugün kuzuşla bir, iki gün önce yaptığımız;  10marifette  yapımını gördüğümüz, bizim farklı bir şekilde matkapla delerek yaptığımız  şirin kolye maceramızı anlatacaktım ama; kıvırmaya gerek yok; elimde düzgün fotoğraflar yoktu. Fotoğraf makinesinin tayini Ankara dışına, şantiyeye çıktığından, elimde  güzel fotoğraflar yok diye; daha önce yaptığım kağıt kıvırma çiçeklerimi paylaşmaya karar verim.  İngilizcesi ‘Quilling’ olan, Türkçe’ye bazı kaynaklarda ‘kağıt telkari’ olarak çevrilen bir elişi var.   Google çeviride karşılığını bulamadım; kıvırmaya gerek yok; sözlüğe de bakmadım. Kağıt telkari terimi bu işi anlatıyor gibi görünüyor. Belki bilen çoktur ama; ben yakın zamanda öğrendim. Okuduğum kadarıyla kağıt telkari yapımı Rönesans çağında Fransa ve İtalya’da kitapları ve dini objeleri süslemek için kullanıyormuş.  Daha önce farklı malzemelerle yapılıyormuş. Şerit şeklindeki kağıtlar kıvrılıyor ve biraz gevşek bırakılarak katlanıp, çeşitli şekiller oluşturuluyor. Elde edilen şekillerle çeşitli desenler oluşturuluyor. Ben bu tür bir çalışmayı hiç denemedim; ama şekilleri öğrenip denemek istiyorum.  Ancak benim çiçeklerim biraz farklı; o nedenle ben bu tekniğe kağıt kıvırma demek istiyorum. Çünkü telkariye pek benzemiyor. Bu tekniği Jeart kağıt kesme makinemi (el aleti demek gerek motoru yok) alırken öğrendim. Daha önce bahsettiğim kağıt kesme aleti ile düz ve şekilli kağıtlar kesebiliyorum.  Sonra, bunları ucu yarık çivi bulunan bir el aleti ile sararak (bu el aleti kağıt telkaride de kullanılıyor) çiçekleri yapıyorum. Bunlarla  kuzuş’un doğum günü için peçete halkaları yapmıştım. Kart veya başka süslemeler için de kullanılabilir. Elle  değişik şekilli şeritler kesilerek de bu çiçekler yapılabilir . İşte kağıt kıvırma çiçeklerim.








Çiçeklerin arkadan görünüşü böyle



Çiçeklerle yaptığım peçete halkası.
Bunlarda yukarıda bahsettiğim kağıt telkari ile yapılmış çiçekler
 

Kağıt Telkari - Quilling Alıntı:http://www.scrap-a-little.com/2009/05/quilling.html


 Kıvırmak zorunda olmayacağınız günler dilerim....


5 Mart 2012

PENCERE SÜSLERİ MACERASI


Vitray sever misiniz? Ben severim. Işık geçirgen olmasına rağmen;  görsel iletişimi kesen ve  canlı renkleri ile hayatı renklendirdiği için cazip bir mimarı süsleme olduğunu düşünüyorum. Zaten mimaride de asırlardır kullanılan bir süsleme şekli. Özellikle cami, kilise mimarisinde vitrayın ayrı bir yeri var. Çünkü mekana mistik bir hava veriyor.   Ancak yapımının çok kolay olmadığını biliyorum. Kurşun ve cam kullanılarak yapılıyor. Günümüzde her şeyin olduğu gibi onun da basiti,  fabrikalarda üretilen yapışkanlı kâğıda basılmış olanları çıktı.  El emeğinin yerini tutamaz tabii… Bir süre önce tel ve kumaşlarla yapılmış çiçekler görmüştüm. Bu ben de tel ve kâğıt ile cam süsü yapma fikri uyandırdı. Önce ince takı teli ve renkli pelür kağıdı ile kalp ve yonca desenleri tasarladım ve cam süsü yaptım.  Sanki kalemle çizilmişte, içerisi suluboya ile boyanmış gibi bir etki veren bu süsleri çok sevdim. Burada teli hiç kesmeden deseni oluşturmak gibi bir de hedef koymuştum kendime. Son olarak aynı teknikle bir nazar boncuğu yapma fikri geldi.  Ve uyguladım. Yapılışını aşağıda anlatmaya çalıştım. Üçünü pencereye asıp fotoğraflarken; ne yazık ki; bir tanesi Şaşkının gazabına uğradı. Süsleri pencereye astıktan sonra, boyunun yetiştiğine patisini atan Şaşkın benim engel olmama fırsat kalmadan süsü kopardı. Diğerlerinde göz dikmişti ama sıkı bir fırça yiyince tabanları yağlayıp kaçtı. Videosu aşağıda.  Bu tekniği biraz geliştirerek, farklı malzeme ile ve başka desenler de yapmayı düşünüyorum. Tel biraz kalınlaşınca çalışmak zorlaşıyor. Ayrıca hem ön, hem de arkasında çizgileri görmek isteyince; aynı uygulamayı iki kez aynı şeklide yapmak gerekiyor. Endüstriyel üretim olmayınca, aynı deseni iki kez elde etmek çok kolay değil. Bu kaba görüntü benim hoşuma gitti. Umarım siz de beğenirsiniz.
Fiyonk-Kelebek Kalp Pencere Süsü

Üçü bir arada

Yonca Pencere Süsü

Nazar Boncuğu Pencere Süsü

Teli (1,5 mm bakır üstü kaplı) hiç kesmeden kıvırıp aradaki boşluklara kağıdı yapıştırıp kenarlarını kestim.

Kağıdı tellerin arasına yapıştırıp, etrafını kestim

Arka tarafı çok hoş gürünmüyordu. Aynı şekilde teli  kıvırıp bu tarafına da yapıştırdım. Vitrayda camların arasındaki kurşun çizgiler nedeniyle içi de dışı gibi görünür.
Ön ve arkası telli süsü misina ve perde askısı ile kornişe veya bantla pencere doğramasına asmak mümkün.

Ne yazık ki Şaşkın bir tanesini patisi ile düşürüp kağıdını parçaladı. Daha sağlam, ışık geçirgen bir malzeme denemeliyim.



Şaşkın 'ın Süslere itirazı var






Yeni fikirlerinizi hayata geçirebilmeniz dileğiyle....

1 Mart 2012

MUTFAKTA DÜZEN


Ne güzel söylemiş Atalarımız. ‘Terzi kendi söküğünü dikemez.’ diye. Evde beni en çok rahatsız eden şey eşya kalabalıklığı ama; bir türlü istediğim düzeni sağlayamıyorum. Evin mutfağı açık mutfak.  Öyle olunca her şey ortada. Mimari dekorasyon dergilerinde gördüğüm  mutfak resimlerinde herhalde hiç yemek pişmiyor. Oysa; insan, mutfakta kullandığı gereçler el altında olsun ister. Bu bana, bir ara üzerinde çok konuşulan,  normal insanların sıfır beden mankenlere gösterdiği tepkiyi anımsattı. Bu tepki halen basına konu oluyor haklı olarak. Sanki hepimiz sıfır bedenmişiz gibi kıyafetler sergileniyor. Bu kıyafetleri hangi çoğunluk giyiyor diye merak ediyor insan.   Dekorasyon dergilerinde de sanki hiç yaşanmamış mekanlar resmediliyor. Hepsi mükemmel. Ortalıkta hiç fazlalık yok. Her şey ya kutularda, ya da dolaplarda.  Bunu yapabilmek mümkün mü? Benim başarılı olduğum söylenemez. Ama mutfak için biraz çabalamak gerekiyordu.  Çünkü sürekli göz önünde olan bir yerin dağınıklığı insanı yoruyor. Enerjisini alıyor. Feng Shui felsefesinde bu eşyaların enerjisi konusu var. İnanır mısınız bilmem ama ben inanıyorum. Neyse mutfakta ufak bir operasyon iyi geldi. Şimdi ortalık biraz daha sakin.

Çoğumuzun evinde kupaları asmak için tezgah üstünde duran ağaca benzer askılardan var herhalde. Biz de iki tane vardı. Kupaların sayısı artınca bir tane daha alınmıştı. Biri metal, biri ahşap.  İkisini de iptal ederek kupaları duvara astık. Tezgah üstünde duran ve az kullanılan bir iki el aletini de dolaba kaldırınca mutfakta bir tezgah olduğu anlaşıldı.  Aslında objeleri duvara asmak insana yer kazandırıyor. Ama onu da abartmamak gerek. Yoksa; o da insanın gözünü yorar. En iyisi dergi için fotoğraf çekimi yapar gibi; her şeyi gruplara ayırıp; dolaplarda kutularda saklamak.


Bir de masa üzerine örtü konusu var. Ben örtü sevmiyorum. Günlük kullanılan masanın temizliğini korumak ve antika ceviz masa üzerinde yemek yemek pek doğru olmayacağı için, önce  plastik bir örtü, üzerine de kötü görünmesin diye bez bir örtü örtüyorum.  Yemek yerken plastik örtü, diğer zamanlarda bez örtü ile görüntüyü kurtarmaya çalışıyordum. Plastik üzerinde yemek de hiç güzel değil. Farkettim ki; örtü masanın tüm güzelliğini  kapatıyor. Belki ranır (aslında runner ama Türkçe değil- uzun örtü mü demeli) veya Amerika servisle şu plastik örtüden de kurtulunabilir.  Böylece kesinlikle daha güzel bir görüntü ortaya çıkacak.  Basit bir aksesuar her şeyi, ne kadar değiştiriyor değil mi?






Evinizin enerjisi bol olsun....